dokunmuyorum içimde jilet etkisiyle salınan duygusal-düşünsel rüzgarlara. geçtiği yeri kırmızıya boyarken bakakalıyorum gayet sakin. öğrendim çünkü. böyle durmanın insana iyi gelen tek şey olduğunu öğrendim.
anlamaya çalışıyorum sadece "o" neden orda? kaynağına giden yolu sadece köklerine doğru eğilip bakarak görebilirim sanki. ama öyle bir bakış ki ürkek olmalı. hani öyle merak dolu, kurcalayan, belki öfkeli bakışlarla olmaz, delirir rüzgar, fırtına olur. belki saklanır, gizlenir de birgün apansız, hiç istemediğin bir anda paldır küldür girer hissiyatının ortasına oturuverir. gerek yok!
karşılıklı sukunet içinde seyrediyoruz birbirimizi. o hala biraz keskin, hala biraz yırtıcı. ama ben anladım. nihayet bir başka açıdan görebilmenin huzuru da diyebilirim buna.
rahatım bundan yana.
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
Kaydol: Kayıtlar [Atom]